15 Ocak 2012 - 20:30

Hüseyin veya Zeyneb gibi olmayanların Yezit olmaktan başka bir seçeneği kalmıyor.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Sabahın ilk saatlerinden başlayarak grup grup gelen Ehlibeyt dostları Yenibosna Muhsin Yazıcıoğlu Spor Kompleksini doldurduğunda henüz programın başlamasına saatler vardı.

Anadolu Ehlibeyt Gençlik Derneği gönüllüleri tarafından mihmandarlık yapılan konuklar öncelikle geçmiş yıllarda düzenlenmiş beş Erbain merasimine ait video gösterilerini izlediler.

Ardından sunuculuğunu Yaşar Topkaya’nın yaptığı program saat 14.00’da Mikail Gürel hocanın Kur’an’ın Fecr suresinden okuduğu ayetlerinin tilavetiyle başladı.

Program Ehlibeyt Alimler Derneği (Ehla-Der) Başkanı Hasan Kanaatlı hocanın “kanın mesajı” temalı konuşması ile devam etti.

Yusuf Tazegün hocanın çevirisini yaptığı İran İslam Cumhuriyeti Başkonsolonsu Sayın Mahmut Haydari’nin konuşmasının ana teması ise “Hüseyni aşk ve Aşura kültürü” idi.

Haydari, insanlar aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen yapılan bu merasimlere anlam veremiyorlar. Oysa tarihin o şanlı direnişini anmaya bugün her zamankinden fazla ihtiyacımız var, dedi. İmam Hüseyin’in mübarek baş mızrakların ucundayken bile Kehf suresinden ayetler okuyordu. “Yoksa siz ashabı Kehf’e şaşırdınız mı?” mealindeki ayetlerin üzerinde düşünecek olursak göreceğiz ki ashabı kehf’e şaşırmaktansa ashabı Kerbela’ya şaşırmak gerekir.

Çünkü kehf ashabı zulümle yaşamaktansa mağaraya sığınmayı tercih etmişlerdi. Oysa asıl şaşılacak olan İmam Hüseyin’in zulmün karşısında inzivaya çekileceğine onu ortadan kaldırmak için yaptığı kıyamdı. Bunlardan hangisi daha olağanüstü?

İşte insanların merak ettikleri sorunun cevabı burada gizlidir.

Biz bu şanlı destanı yazan İmam Hüseyin’in (a.s) yasını tutmaktayız. Hüseyin aşkı sadece Şiilere has değildir. Şiilerin yanı sıra tüm Müslümanlara, hatta dünyanın tüm mazlum insanlarına aittir. Özellikle Türkiyeli Sünni Müslümanların Ehlibeyti çok sevdikleri bilinen bir gerçektir… Durum böyleyken Türkiyeli Müslümanlar dahil tüm dünya Müslümanlarının İmam Hüseyin aşkıyla kenetlenmesi gerekmektedir.

 “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın” ayeti ve Hz. Hüseyin sevgisi Müslümanlar arasında fitne çıkarmak isteyen münafıkların yüzüne çarpacak ve geri savrulacaklardır. Katılımcılara ve organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ederek sözlerini bitirdi.

Mahmut Haydari’nin konuşmasından sonra yine Yusuf Tazegün hocanın çevirisiyle Kum ilim havzası alimlerinden Erdebil eski Cuma imamı Hüccetulislam vel-Muslimin Seyyid Ahmet Fatımî’ye söz verildi. Fatimî, Peygamber ve Ehlibeytinin yanı sıra İmam Hüseyin’e, ailesine ve ashabına selamdan sonra şöyle devam etti:

Konuşmamın başında bir soru sormak istiyorum. Bizler neden buradayız? Bu toplantı bize ne kazandıracak ve bizden ne alacaktır? Cevabı kısaca şu: Biz bu tür toplantılarla Allah Resulü’nün taraftarı olduğumuzu ispatlamak için geliyoruz. İmam Hüseyin’e (a.s) bağlı olmak, ona tabi olmak Allah’a tabi olmak, ona teslim olmak demektir.

Allah’ın insanlara peygamber göndermekteki amacı, onları Allah’a kulluğa davettir. Peygamberler insanları tevhide davet ettikten sonra onları zalimlere boyun eğmeyecek bireyler olarak yetiştirip öyle bir toplum oluşturmak için gayret ettiler.

İmam Hüseyin’in mesajı da buydu: “Ben ne tağuta, ne de zalimlere boyun eğerim. Zulme boyun eğmektense ölmeyi tercih ederim”, dedi. İşte onurlu insanların en büyük özelliği ve ayrıcılığı bu mesajı içselleştirmelerinden kaynaklanıyor.

İmam Hüseyin’in mesajı budur. Zalimlerin gürültüsü ve mazlumların iniltisi altında sessiz kalmamak gerektiğini öğretiyor. Tabiatıyla İmam Hüseyin’in takipçilerinin de en büyük özelliği bu olmalıdır.

Aradan yüzlerce yıl geçmesine rağmen Hüseyin’in mesajını alan insanlar zulmü kabul etmeyip, her türlü zorluğa rağmen mazlumların yanında durmaktadır.

Sadece Müslümanlar değil… Bakınız, Mahatma Gandhi ülkesini İngilizlerin sömürgesinden bağımsızlığa taşırken kimden ders aldın sorusuna muhatap olunca, Ben zalime başkaldırmayı Hüseyin’den öğrendim, zillete boyun eğmemeyi ondan öğrendim, diyordu.

Müslümanlar bunca zulüm altındayken, insan olmanın gerektirdiği en doğal hakları ellerinden alınmışken, Sabra ve Şatilla katliamlarından beri Filistin’in Müslüman halkı Yahudiler tarafından eziliyorken İslam ülkelerinin ne yöneticileri, ne de halkları seyirci kalmamalıdır.

İmam Humeyni “her Müslüman bir kova su dökse tüm İsrail’i sel alır”, derken İsrail’in onurlu Müslümanlar karşısında ne kadar aciz olduğunu açıklamak istiyordu… Ancak bu zulme direnebilecek insanların “Her yer Kerbela, her gün Aşura, her ay Muharrem” şiarını edinmeleri gerektiğini unutmamalıyız.

Özellikle geçtiğimiz yıllarda Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının İsrail Cumhurbaşkanına verdiği cevap ve onların nasıl kan dökücü olduklarını haykırması bizi çok mutlu etmiştir. Dünya Müslümanlarının lideri Seyyid Ali Hamaney ceddi İmam Hüseyin (a.s) gibi her zaman zalimin karşısında, mazlumun yanında yer almaktadır.

İslam ülkelerinin yöneticileri de zalim egemen güçlerin tüm olanaklarıyla Müslüman halklara saldırmalarını durdurmak ve onurlu bir yaşam tesis etmek için İmam Hüseyin’in mesajını ve misyonunu taşıyan Rehber Seyyid Ali Hamaney’i örnek almalıdırlar.

Şimdi de Hüseynî olmanın ahlakî boyutunu biraz açmak istiyorum. İmam Hüseyin’e gelen bir Müslüman, ona ben sizin taraftarınızım dedi. İmam ne büyük bir iddiada bulunuyorsun diye taaccüp etti. Bizim yolumuz Resulullah’ın yoludur, dolayısıyla Allahın yoludur, dolayısıyla bizim gerçek taraftarlarımız Allah’ın emirlerini en güzel şekilde yerine getirenlerdir.

İşte bu merasimler ahlaklı olup Allah’a yaklaşmak için vesiledir.

Yine İmam’a “edep nedir ve nasıl edepli olunur”, diye soruldu. Edep herkesi kendinden üstün görmektir. Kibirli, kendini başkasından üstün gören kimse edepten nasibini almamış, dolayısıyla Ehlibeyt’i hak etmemiş insandır, diye cevap verdi.

İmam Ali (a.s) İmam Hüseyin’e (a.s) hilim nedir? diye sorunca İmam Hüseyin bu soruya cevaben hilim, kişinin sinirini yenmesidir.

Kısaca Kerbela’dan öğreneceğimiz çok şey var. Zulme karşı direnmenin yanı sıra nasıl dost, nasıl eş, nasıl evlat olacağımızı da Kerbela’dan öğrenebiliriz.

Allah zulme başkaldırmayı, mazlumun yanında olmayı bize nasip etsin. Amin.

Hüccet-ul İslam vel-Muslimin Seyyid Ahmet Fatımî’nin konuşmasının ardından Yaşar Topkaya tarafından yakında yayın hayatına başlayacak olan televizyon kanalı Medya on4’ün projesi ve tanıtımı yapıldı.

Ardından Ehlibeyt Alimleri Derneği Genel Sekreteri Kadir Akaras kürsüye çıktı. Konuşmasında Hazreti Zeyneb’in Aşura gününden kırk gün sonra Kerbela’ya gelişi olan Erbain’i anlatan Akaras, “İzzet bayrağı Hüseyin (a.s) asalet bayrağı ise Zeyneb’tir” dedi. Biz ya Hüseyn ya da Zeynep gibi olmak zorundayız. Çünkü Hüseyin veya Zeyneb gibi olmayanların Yezit olmaktan başka bir seçeneği kalmıyor.

Kerbela, Resulun sünneti, Kuran’ın tefsiridir diye devam eden Akaras Lailaheillalah diyen tüm Müslümanların tek yürek olup “Lebbeyk ya Hüseyn” demelerine vesile olmak, tüm mazlum ve mahrumlara Hüseyin aşkını sunmak… O yüce İmam’a ağlamak için toplandık. İmam Hüseyin, ailesi ve ashabı için dökeceğimiz gözyaşıyla mahşerde Hz. Fatıma’nın (s.a) “Bunlar benim evladıma ağlamış insanlardır” demesiyle şefaatine nail olmaya layık olmak için toplandık, dedi…

Kadir Akaras’ın konuşmasından sonra Bab-ı Ali İlim Vakfı tiyatro grubu’nun sunduğu kısa tiyatro gösterisinde duygusal anlar yaşandı.

Son olarak Erdebilli meddah Seyyid Muhammed Amuli’nin okuduğu mersiye ve ağıtlarla kendinden geçen Ehlibeyt dostları çeşitli camilerden gelen grupların sine vurmalarından sonra son buldu.